Zihinlerin buluta yüklenmesi ne demek?


Zihinlerin buluta yüklenmesi ne demek?

Eğer şansınız olsaydı sonsuza dek yaşamak ister miydiniz?

Zihinlerin buluta yüklenmesi ne demek?

Kimimizin okula gitme sorumluluğu var çünkü mezun olmak istiyoruz. Sonrasında da hayatımızı idame ettirebilmek için bir iş sahibi olacağız. Bazılarımız zaten çoktan işini bulmuş evini geçindirmenin derdinde. Kimimiz çocuğunun iyi yetişmiş bir insan olması için çabalıyor. Bir kısmımız ise ununu elemiş, eleğini asmış. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde piramidin en tepesine kadar gelmiş, fiziksel ihtiyaçlarını, güvenlik ihtiyacını, sevgi, ait olma, saygı gibi basamakları çoktan geçmiş artık kendini gerçekleştirme aşamasında. Peki artık hepsini gerçekleştirmiş bir insan için, bu dünyada geçireceği çok daha fazla zaman ne ifade edebilir? Tutkuyla yaptığımız, hayatta kalma çabamız, yeme, içme, güvenlik, sağlık, evlat sevgisi, aşk, para, kariyer, saygınlık gibi kavramların hepsine sahip olan birisi için saatin durması, yani artık zamanın, günlerin, haftaların, ayların ve yılların öneminin kalmaması ne demek olurdu? Zaman hızla tükeniyor. Yaşlanıyoruz. Yapmamız gereken çok iş var. Acaba ömrümüz tüm bunları görmemize yetecek mi? Birden saat durdu. Artık sizin için zamanın bir önemi yok. Kıyamete kadar bu dünyadasınız. Peki bu durumda, şu an tutkuyla yaptığınız her ne varsa hala tutkuyla yapmaya devam eder miydiniz? Yoksa sonsuz varoluşun can sıkıntısına yenik mi düşerdiniz? Cebimizde bir organımızdan farksız bir telefon, bileğimizde akıllı bir saat, gözümüzde akıllı bir gözlük hatta beynimize entegre edilmiş çipler. Her şeyimiz bulutlara yüklenmiş. Sesli komutlara gerek bile duymadan sadece düşünce yöntemiyle hepsini kontrol ediyor, gözümüzün önüne getiriyoruz. Müziklerimiz, filmlerimiz, mesajlarımız, fotoğraflarımız, maillerimiz, randevularımız kısacası her şeyimiz, yani hayatımız bulutta. Çok yakında böyle bir gelecek bizleri bekliyor. Bilim kurgu filmlerinde görmeye alışık olduğumuz bu kavramların yansımaları artık gerçek hayatta da yer bulmaya başladı. Dmitry Itskov adındaki internet medya şirketi sahibi Rus milyarder, 2045 yılında zihin aktarma yoluyla biyolojik vücuttan sentetik vücuda geçerek ölümsüz olabileceğimizi iddia ediyor. Rus milyarder, 2045 Initiative adıyla, 2011 yılında kurduğu organizasyonunun sinir arayüzleri, robotlar, yapay organlar ve sistemleri araştırmak için Rus bilim adamları ile birlikte çalıştığını belirtmişti. Eğer gerçekten böyle bir çalışma gerçek olursa insanlık tarihinin en büyük buluşu olabilir. Hatta Itskov o kadar iddialı ki bunun gerçekleşme ihtimalini yüzde yüz olarak görüyor. Yoksa böyle bir işe girmezdim diyor. Ancak burada bahsedilen ölümsüzlük gerçek anlamda bir ölümsüzlüğü mü ifade ediyor?

Zihin kopyalama projesi nedir?

Yoksa bu sadece bir tür zihin kopyalama işleminden mi ibaret olacak? 2012’den beri bu projenin ismini zaman zaman duyuyoruz. Itskov bu projesiyle ortaya ilk çıktığı zamanlarda kendisine deli gözüyle bakılmış olsa da proje Google’dan destek bulmuştu. Itskov’da daha fazla yatırım almak için dünyanın en zengin insanlarına teknolojisini şimdiden satın alma teklifinde bulunmuştu. Rus milyarderin 2011 yılından bu yana yürüttüğü çalışmalar bugün 2019 yılına geldiğimizde, hedeflerinin gerisinde kaldıklarını gösterse de bu gerçek olamayacağı anlamına gelmiyor. Ölümsüzlük ve teknolojilik tekillik gibi kavramlarla çokça gündeme gelen bir başka isim ise fütürist ve Google Mühendislik Direktörü Ray Kurzweil. Kurzweil geçmişten bu yana teknolojik gelişmeler ile ilgili çok farklı tahminlerde bulunmuş ve bunların önemli bir kısmını ise bilmeyi başarmıştı. Google mühendislik direktörüne göre teknolojik tekillik yani yapay zekanın insan zekasını geçmesi 2045 yılına kadar gerçekleşecek. Hatta 2045 yılında yapay zeka insandan 1000 kat daha zeki olacak. Fakat ölümsüzlüğün bundan da önce bulunacağına inanıyor. Hatta buna o kadar inanıyor ki 71 yaşındaki fütürist, yılda 1.6 milyon dolar harcayarak günde 150 vitamin takviyesi hap tüketiyor ve yiyip içtiklerine azami düzeyde dikkat ediyor. Bu sayede kalan ömrünü olabildiğince sağlıklı bir şekilde uzatarak, ölümsüzlük veya hayat süresi uzatan teknolojilere eriştiğimizde, hala hayatta olmayı istiyor. Ona göre robotların bağışıklık sistemimize destek vereceği bir aşamaya varacağız. İnsanlık 2.0. Peki insanlık 1.0.’ı başarıyla tamamladık mı? Daha doğrusu 2.0. güncellemesi gelmeden önce, önceki sürümün kıymetini bilebildik mi? Savaşlar çıkardık. Birbirimizin kaynaklarına göz diktik. Onların geleceğini çaldık. Evet geliştik. Teknolojik olarak inanılmaz işler başardık. Hatta kendimizi korumak için öyle paralar harcadık ki bu yüzden bazılarımız aç ve susuz kaldı. Şimdi 2.0. sürümüyle daha da iyi işler başarmaya hazırız. Kurzweil insanlık 2.0’ı şu sözlerle ifade ediyor: Evet. İnsan hayatının uzaması, laboratuvar ortamında üretilen organlarla ve bilgisayar teknolojilerinin de gelişmesi ile artık nano ölçekte robotlar tasarlayıp bunların hastalıklı hücrelerimizi yok etmesi ya da iyileştirmesi yöntemleriyle gerçekleşebilir. Cebimizdeki telefonlar bile, geçmişte bir oda büyüklüğündeki süper akıllı diye tabir edilen bilgisayarlardan 1000 kat daha akıllı artık. Gelecekte de kan hücresi büyüklüğünde nano robotlar icat edilip bunlar ile insan ömrü uzatılabilir. Bunların çalışmaları yapılıyor. Hepsi mümkün. insan

Olumsuzluk mumkun mudur?

Peki ama ölümsüzlük? Zihinlerin buluta yüklenmesi? Bunlar mümkün mü? Son dönemde gelişen bilgisayar teknolojileri ile bilim insanları yüzbinlerce işlemci çekirdeğine ve milyonlarca GB RAM’e sahip bilgisayarlar üreterek insan beyninin aktivitelerini taklit etmeyi başardılar. Ancak tonlarca ağırlıktaki bu bilgisayarlar bile insan beyninin sadece belli kısımlarını taklit edebildi ve insan beyinini anlayabilmek için daha çok yol katedilmesi gerekiyor. Beynimizin son derece karmaşık bir yapısı var. Bir nöronun çalışması bile bu kadar karmaşıkken sürekli çalışan 100 milyar nöronu taklit etmek ise işin içinden çıkılmaz bir hal yaratıyor. Bilinci taklit etmek için beynimizin nasıl çalıştığını tam olarak anlamamız gerekir. Beyin birbiriyle veri alışverişi yapan nöronlardan oluşan devasa bir ağ mı? Peki duygular, benlik bilinci, mantık, sanat, rüyalar? Netflix’in Black Mirror dizisinin San Junipero bölümünde, gelecekte insanların ölmeden önce bir karar vererek zihinlerini bir buluta yükleyip orada yaşamlarına devam edebilecekleri konusu işlenmişti. Sevdiklerinizle beraber sonsuza dek yaşayabileceğiniz sanal bir kasaba. Doğal güzellikleriyle sizi cezbeden, ölümün olmadığı, ne isterseniz onu yapabileceğiniz bir yer. Ancak ya sevdikleriniz buraya gelmeyi kabul etmezse? Ya da artık her şeye sahip olmaktan sıkılıp çıkmak isterseniz ne olacak? Fizyolojik ölümüzden sonra, yapay dünyada ki hayatınızı sona erdirmek kolay olur muydu? Yoksa tekrar ölmeyi göze alamayıp, bir şeylerin her gün sizi tatmin etmesi için günlerin geçmesini mi beklerdiniz? Bu çok karmaşık bir durum olurdu. Bir gün Ray Kurzweil’in de dediği gibi neokorteksimizi buluta bağlayıp, artık internete bağlı olan tüm nesneleri düşünce yöntemiyle bile kullanabileceğimiz dönem geldiğinde ne olacak? Hatta bundan daha ileriki aşamada bizim neokorteksimiz, buluttaki yapay neokorteks ile kendini genişletip, biyolojik yapımızda yer alan 300 milyon neokorteks modülüne, bulutta simüle edilen belki milyarlarca neokorteks modülünü daha eklediğinde, düşünmemiz hibrit bir hal mi alacak? Peki bir gün biyolojik ölüm gerçekleştiğinde ya da bulutta sınır tanımaksızın genişleyen yapay bilinç artık biyolojik bilincin kendisine göre ilkel kaldığını düşünüp tamamen buluta aktarıldığında ne olacak? Benlik duygusunun ve bilincimizin dijital ortama aktarıldığından nasıl emin olacağız? Orada yani bilgisayarda oluşan sentetik beyin bizi biz yapan herşeyi de kendisinde barındırabilecek mi? Aslında daha bilincin ne olduğunu bile tam olarak bilmiyoruz. Benlik duygusu ve irade nereden geliyor? Nasıl oluşuyor? Bir gün zihinlerimiz buluta yüklendiğinde buluttaki zihin biz mi olacağız? Yoksa buluttaki biz, sadece beyindeki nörolojik faaliyetlerimizin birebir kopyasından mı ibaret olacak? Belki buluttaki zihin bizi o kadar iyi taklit edecek ki sevdiklerimiz bile bizim gerçekten bulutta yaşamaya devam ettiğimize ikna olacak. Peki bunu nasıl çözebiliriz? O gerçek mi yoksa değil mi? Biz mi yoksa sadece bir kopya mı? Belki de sentetik biz, bizi o kadar iyi anlatacak ki bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz.

İnsan ile ilgili bir video

Bu kısa video’yu izleyerek İnsan hakkında detaylı bilgi alabilirsiniz.

comments powered by Disqus