Mars Gezegenin ismi nereden gelmektedir?


Mars Gezegenin ismi nereden gelmektedir?

Güneş Sistemi'nin Güneş'ten itibâren dördüncü gezegeni.

Mars Gezegenin ismi nereden gelmektedir?

Kabaca bakıldığında dünyamıza benzerlikler gösteren Mars gezegeni, Roma mitolojisindeki savaş tanrısı Mars’a ithâfen adlandırılmıştır. Yüzeyindeki yaygın demiroksitten dolayı kızılımsı bir görünüme sahip olduğu için Kızıl Gezegen de denir. Mars güneşten yaklaşık 230 milyon kilometre, Dünyamızdan ise sadece 57.6 milyon kilometre uzaktadır. Büyüklüğü, Dünya’nın yaklaşık altıda biri kadardır. Bir çok açıdan dünyamıza benzer demiştik ya: Mars İnce bir atmosferi olan, gerek Ay’daki gibi meteor kraterlerini, gerekse Dünya’daki gibi volkan, vadi, çöl ve kutup bölgelerini içeren çehresiyle yerküremize benzeyen bir gezegendir. Ayrıca dönme periyodu ve mevsim dönemleri Dünya’nınkine çok benzer. 2 adet uydusu bulunmaktadır. bunların adı Phobos ve Deimos’tur. Hatta Phobos ile ilgili yapılan en büyük kehanetlerden biri şudur: Bilim adamlarına göre 20 ila 40 milyon yıl sonra, gezegenin uydusu Phobos, yer çekiminden dolayı parçalara ayrılacak ve Kırmızı gezegenin etrafında bir halka oluşmasına neden olacaktır. Tıpkı Saturn gibi. Gelin Mars’a biraz daha yakından bakalım. Mars’ın kırmızı rengi, bu gezegende her ne kadar canlı ve dinamik bir renk olarak bilinse de, Mars’ın iklimi bunun tam tersini söyler. Ortalama sıcaklığı olan -63 derece ile Mars yüzeyi, suyun donma noktasından epey aşağıdadır. Bu yüzden buraya yapacağımız herhangi bir yolculukta bu öldürücü soğuklara karşı önlem almalıyız. Mars coğrafi olarak bir çok zenginlik göstermektedir. Kanyonlar, volkanlar ve etrafında sayısız kraterlerle doludur. Gezegene rengini veren bu kızıllık neredeyse Mars’ın yüzeyinin tamamını kaplar ve çok tehlikeli olacağını bildiğimiz toz fırtınalarının da ana kaynağıdır. Bu küçük toz fırtınaları Japonya’nın tayfunları kadar ölümcül olabilir.

Mars’ta atmosfer var mıdır?

Hatta bu fırtınaların büyük olanları tüm gezegenin yer kabuğunda etkili olup, bütün bu kızıl haritanın kumlarının yerini değiştirecek kuvvette olabilir. Her ne kadar Mars dünyanın altıda biri kadar olsa da, dünyada 100 kilogram olan bir insan, Mars’a gittiğinde yaklaşık 37 kilogram gelecektir. Yerçekiminin daha az olması insan vücudunu hafifletirken, tüm fizik kurallarımızı da etkileyecektir. Mars’ta havaya atacağınız bir taş, Dünya’ya oranla daha yavaş düşecektir. Mars’ın bir başka özelliği, ülkemiz sınırları içinde bulunan Olimpos Dağı ile aynı isme sahip bir dağa ev sahipliği yapmasıdır. Güneş Sistemindeki en yüksek dağ, Mars’taki Olympus dağıdır. Yüksekliği 25 kilometre, çapı ise 620 kilometreden fazladır. Mars, aynı zamanda Marineris Vadisi adı verilen en büyük kanyona ev sahipliği yapmaktadır. Mars’ın kuzey yarım küresinde 10.600 km uzunluğunda ve 8500 km genişliğinde dev bir meteor kraterinin varlığı saptanmıştır. Bu krater bugüne kadar insanoğlunun bildiği Ay’ın güney kutbunda bulunan Atkien Havzasından dört kat daha büyüktür. Marsın Dünyadan sonra kutup buzullarına sahip tek gezegen olduğu biliniyor. Kuzey kutbu Planum Boreum, güney kutbu ise Planum Australe olarak adlandırılmıştır. Bu kadar coğrafi yapıyı ya da mars hakkında bu kadar bilgiyi nereden biliyoruz dersiniz? Tabii ki bugüne kadar Mars’a gönderilen uzay araçlarının çektiği fotoğraflardan. Mars’a şimdiye kadar farklı görevler için fırlatılmış uzay aracının sayısı 40’tan fazla olarak biliniyor. Fakat bir şeyi net olarak biliyoruz ki 18 tane görev ancak başarıyla sonuçlanmıştır. NASA ilk başarılı görevini 1964 yılında Mariner 4 ile sağlamıştır. Bu başarılı operasyondan 7 yıl sonra, 1971 yılında Mars-2 ve Mars-3 uzay araçları gezegenin yüzeyine indikten sonra irtibat kesilmiş ve bir daha bağlantı kurulamamıştır. Bunları takip eden yıllarda ise Viking-1 Viking-2, Mars Global Surveyor, Mars Pathfinder, Phoneix operasyonları başarıyla tamamlanmıştır. mars

Marsta su var mıdır?

Mars, Dünya hariç tutulursa, halen Güneş Sistemi’ndeki gezegenler içinde sıvı su ve yaşam içermesi en muhtemel gezegen olarak görülmektedir. Bu da dünya üzerindeki deneyimlerimizden kaynaklıdır. Yaptığımız tüm coğrafi ve jeolojik buluşlardan yola çıkarak, görüntüsünü aldığımız Mars’ın da tıpkı bizim gibi su buzlarına eskiden sahip oldugunu var sayabiliriz. Hatta 31 Temmuz 2008’de Phoenix Mars Lander adlı robotik uzay gemisi Mars toprağının sığ bölgelerindeki su buzlarından örnekler almayı başarmıştır. Günümüze geldiğimizde, şu anda Mars’ın etrafını dolaşan 3 tane uydumuz ve Oppurtunity ve Curiosity isimlerini verdiğimiz iki tane robot dostumuz Mars’ın yüzeyinde resimler çekiyor, deneyler gerçekleştirip gezegenin toprak ve kayalarından örnek topluyor. Peki bu kadar çaba, bu kadar uğraş ne için? Neden Mars bu kadar önemli? Bunun kaynağı tabii ki merak! İnsanlar olarak nereden gelip, nereye gittiğimizi bilmemiz, bütün merak uyandıran soruları cevaplandırmamız gerekiyor. Örneğin: bizden başka insanlar veya canlılar var mı? Aslında Mars’ta su aramıyoruz, canlı ve türevlerini arıyoruz. İkincisi ise bilimsel araştırmaların en büyük çarkı: ekonomi. Hepinizin bildiği gibi Dünyamızın sınırlı kaynakları sonsuza kadar dayanacak miktarda değil. Demir bakımından zengin olduğu düşünülen bu gezegenin altında kim bilir daha hangi kaynaklar yatıyor, tüm çabalarımız bunu öğrenmek için. Ayrıca, konumu da Mars’ı çok önemli kılıyor. Mars’a ulaşıp, orada yaşanabilir bir üs kurulması durumunda Astreoit kuşağına daha yakın olmakla birlikte, bu asteroitlerde ileri bir zamanda yapılacak olan olası kazıların, Mars’a kurulacak merkezler sayesinde daha ekonomik ve hızlı olarak ilerlemesi mümkün olacaktır. Sonuçta, gezegenimizin kaynaklarının giderek daha hızlı tükendiği bu çağda, insan ırkı olarak geliştirdiğimiz teknolojimiz, ister istemez bizi gezegenimizden daha uzak ufuklara sürüklüyor. Mars da bu açıdan, uzun galaksiler arası yolculuğumuzun ilk durağı. Yakın komşumuza yaptığımız bu küçük yolculuklar, bizi ileride yerleşeceğimiz yeni yuvamıza götürecek uzun yolumuza ışık tutacaktır.

Mars ile ilgili bir video

Bu kısa video’yu izleyerek Mars hakkında detaylı bilgi alabilirsiniz.

comments powered by Disqus