Işık hızını geçersek ne olurdu?


Işık hızını geçersek ne olurdu?

Einstein ışık hızını evrenin hız limiti olarak tanımlar Einstein’a göre ışık hızına ulaşmak demek, nedensellik prensibini ihlal etmek demektir ki, bu da fizik yasalarına göre olanaksızdır.

Işık hızını geçersek ne olurdu?

Nedensellik prensibi ise, silahınızdan henüz çıkmamış olan merminin hedefi vuramayacağı şeklinde kısaca örneklendirilebilir. Işık hızını aşmak, bazı temel enerji ve fizik yasalarını ihlal etmek anlamına gelmekle birlikte, eğer bu yapılabilecek olursa, zamanda yolculuk bile mümkün olacaktır. Peki ya biz insanlar, ışık hızına çıksaydık ne olurdu? Bu soruya cevap almak için ışık hızının tanımlanma sürecine biraz yakından bakalım. 1900’lü yıllardan önce dünya, nesnelerin ve yerçekimi açısından Isaac Newton’un görüşüne inanıyordu. Bununla birlikte, 20. yüzyılda Albert Einstein resme dahil oldu ve bu dünyayı sonsuza dek değiştirdi. Einstein’ın ortaya koyduğu Görelilik Teorisi, kütle ve enerji ile ilgili birçok kuşku uyandırdı. Kütle-enerji denkliği denklemi, kütlenin ve enerjinin dönüştürülebilir olduğunu, yani kütlenin enerjiye dönüştürülebileceğini ve bunun tersi olduğunu iddia etti. Bundan, ışığın hızının gözlemciden bağımsız ve sabit olduğu sonucuna varıldı. Bu nedenle, bir kişi ışık hızının yarısında ışığın kendisiyle aynı yönde hareket ediyorsa, o zaman ışık demeti durağan bir kişiye olduğu gibi görünecektir. Işık hızı, kusursuz düzlemde saniyede 299.792.458 metredir. Bu, kabaca saatte 1.079.250.000 kilometreye eşittir. Yani saatte 300 kilometre hız yapabildiğiniz bir arabayla çıkabileceğiniz maksimum hızın 3.597.500 katına eşittir.

Işık Hızı geçilebilir mi?

Hayal edebiliyor musunuz? Hız insana heyecan verir. Tekerleğin icat edilmesinden ve kendi bacaklarımızla yürüyüş hızımızı aştığımızdan beri durum böyle olmuştur. Giderek süratlenen yaşamımızda her şey çok hızlı değişse bile, bazıları için hız gerçekten korkutucu olabilir. Bugünün modern çağında, gerçekten hızlı nesneler geliştirdik. İnanılmaz derecede hızlı uçaklara, ultra hızlı savaş uçaklarına, süper hızlı trenlere ve benzerlerine sahibiz. Yine de, evrende düşünebileceğimiz her şeyden daha hızlı olan bir şey var: Işık. Bu kadar hızlı giden bir şeyin içinde olmak ya da ta kendisi olmak nasıl mümkün olabilir ki? O zaman gelin ışık hızına çıkalım. Dünya size seyahat ettiğiniz uçağın önündeki tünel şeklindeki bir pencereden görünecektir. Uzaya doğru giderken öndeki yıldızlar mavi, arkanızdaki yıldızlar kırmızı görünecektir. Bunun sebebi, önünüzdeki yıldızlardan gelen ışık dalgalarının birlikte kalabalık olması ve nesnelerin mavi görünmesini sağlaması iken, arkanızdaki yıldızlardan gelen ışık dalgalarının dağılması ve kırmızı görünmesi ve aşırı Doppler Etkisi’ne neden olmasıdır. Fakat bu etki fazla sürmeyecektir, belli bir hızdan sonra ise her şey siyah olarak görünecektir. Peki bedenimiz buna ne reaksiyon verecektir?. Eğer çok fazla ağırlık hissetmezseniz, vücudun kan dolaşımı bu aşırı hıza tepki olarak ayaklarınızda birikecek, bu ağırlaşmış kanı beynimize taşımak için kalp daha fazla çalışmaya çalışacak fakat bunu yapamayacaktır. ışık

Işık hızında yolculuk mümkün müdür?

Yani yolculuğunuz daha başlamadan bitecek ve bu muhtemelen hayatınızın en kısa macerası olacaktır. Teorilerimiz ve yaptığımız onca deney, yazdığımız kitaplar ve kurduğumuz hayallere rağmen, ışık hızında bir insanın seyahat etmesi neredeyse imkansız. Üstelik kan dolaşımı ve kalbinin durumunu göz ardı etsek bile. Bunun sebebi yine bir fizik kuralıdır : bir maddenin hızı, ışık hızına yaklaştıkça kütlesi katlanarak artar ve giderek daha çok enerjiye ihtiyaç duyar. İnsan bedenini bir kenara bırakın, herhangi bir maddeden yapılmış bir aracın böyle bir kütle artışına dayanabilmesi imkansızdır. Işık hızına yaklaştıkça aracınız, kendi ağırlığı altında ezilecektir. Ama bu ağırlığın bir kısmına maruz kalan iki meslek kolu var: Savaş pilotları ve Astronotlar. Bu meslekler, eğitimleri ve yapılan görevleri sırasında, G (ci diye okunur) kuvveti olarak bilinen, içinde bulunduğunuz araba hızlandığında sizi koltuğa yapıştıran o güce maruz kalırlar. G kuvveti, bir kütleye belirli bir durumda etki eden hızlanma olarak tanımlanır ve akselerometre ile ölçülür. Bir jet uçağı pilotu 8.5 G’ye maruz kalırken, astronotlarda bu güç 9 G’dir. İşte bu seçilmiş kişiler tanımladığımız kuvvete karşı eğitilirler. Özel ‘G suite’ adını verdikleri kıyafetler ise bu etkiyi, yani vücut ağırlığını 9 kat artmış olarak hissederken, etkiyi minimuma indirmeye yardımcı olur. Bizim konumuza gelirsek, diyelim ki bir saat içerisinde ışık hızına çıkabilen bir araçtasınız. Bu hızlanmada maruz kalacağınız G kuvveti 8500 G olacaktır. Yani bu hızda, bir jet uçağının camına çarpan sinekten çok da farkınız olmayacaktır.

Işık ile ilgili bir video

Bu kısa video’yu izleyerek Işık hakkında detaylı bilgi alabilirsiniz.

comments powered by Disqus